bir

say. 1, 一个: \bir adam 一个人 \bir kalem 一只钢笔
s.
1. 某一的: Bir adam seni arıyor. 有人找你。Bir kitap okumak istiyor. 他想读本书。Öyle bir durum ki, sorma. 就是这么一个情况, 别问了!
2. 惟一的, 独一无二的: Allah birdir. 真主只有一个; 我发誓!
3. 一体的, 团结的, 不可分割的: \bir ülke iki sistem ilkesi 一国两制原则 Hep biriz, ayrılmayız. 我们大家是一个整体, 不会分开。
4. 相同的, 一样的: Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız. 这两只笔都一样, 您想要哪只就要哪只吧!İkisi de bir, istediğini seç. 两个都一样, 你随便挑!Her gün bir olmaz. 成́ 此一时, 彼一时也。
5. 共同的, 同一的: Biz ikimiz bir evde kalıyoruz. 我们两个人住在同一个宅子里。Bizim kesemiz birdir. 我们的财产是共同的。Akıl için yol biridir. 成́ 英雄所见略同。
6. (构成名词词组, 含轻蔑、厌恶的语气)一个: Bir zamanlar yoksulun biriydi. 他曾经是一个穷光蛋。Kendisi vaktiyle arabacının biriydi. 他曾经是一个车夫。
zf.
1. 一次: Bir buraya gelsin, ben ona gösteririm. 让他来这一趟!我拿给他看。Sen bir Ankara'ya uzan da yeni bir takım yaptırıver. 你去一趟安卡拉!订做一套新衣服。Bir o yana, bir bu yana koştular. 他们东跑跑, 西颠颠。
2. 仅, 只: Bir Allah bilir. 只有天知道。Bir söyledi, pir söyledi. 他简明扼要地说了说。Bu kötülüğü bir o yapabilir. 这种坏事只有他干得出来。Bunu bir sen yapabilirsin. 这事只有你能干。Her şey oldu da sanki bir bu kaldı. 万事俱备, 只差这一件了。
3. 一起, 一块: Onların ikisi bir gezer. 他们二人一块儿出去旅行。
◇ \bir aba bir hırka kalmak 贫困潦倒 (hep) \bir ağızdan 异口同声地, 齐声地: \bir ağızdan yanıtlamak 异口同声地回答 Bir ağızdan şarkı söylediler. 他们齐声歌唱。\bir âlâ 完整地, 完全地 \bir alay 很多的, 大量的, 大批的: Bir satır yazıda bir alay yanlış var. 一行文字里面错误一大堆。Dükkânın önünde bir alay adam toplandı. 商店门前聚集了很多人。Bir alay adamın içinde beni bozum edersen, bir alay köteğe hazır ol! 你要是让我当着众人出丑, 看我怎么收拾你!\bir âlem 与众不同的, 有特色的: Görsen, salon bir âlemdi. 你要是去看看多好啊, 那客厅真是与众不同。\bir Allah'ın kulu 任何人 \bir an 一会儿: Yeni gelen üç kişi bir an girmekle girmemek arası kapının içinde duraladılar. 新来的3个人在门里边踌躇不前, 琢磨着是否要进去一会儿。\bir an önce (或 evvel) 尽快, 尽早 \bir anda 片刻, 瞬时, 突然, 一下子: Meclis bir anda bulandı. 议会一下子乱成了一锅粥。Bir anda karşısına çıkan kocaman köpeği görünce korkusundan dizlerinin bağı çözülmüş, olduğu yere yığılıp kalmıştı. 突然, 他的面前出现了一条大狗, 他一见吓得两腿只抽筋, 瘫倒在地上。\bir ara 1) 片刻, 一会儿: Bir ara sesler kesilmişti. 那些声音曾经停了一会儿。 2) 一度, 曾经: Bir ara gazetecilik de yapmıştı. 我还曾经当过一段时间的记者。 3) 偶尔 \bir araba (dolusu) 1) 一车: \bir araba odun 一车木柴 2) 转́ 大量的, 极多的: Gözünü aç, madara olursan bir araba dayak yersin. 你可要当心点儿, 要是出了什么差池, 你可要吃不了兜着走。Soruma bir araba cevap verdi. 他说了一大车话来回答我的问题。\bir arada 一起, 一块儿: Bir arada müdüre çıktılar. 他们一起见了经理。Onları bir arada bulunca düşüncemi söyledim. 我把他们召集在一起, 谈了我的想法。\bir arada kocamak 白头到老 \bir arada kocatmak 使白头到老: Allah bir yastıkta kocatsın! (对新婚夫妇的祝福语)但愿你们百年合好, 白头偕老!Rabbim bir arada kocatsın, dirlik düzenlik versin. (对新婚夫妇的祝福语)苍天保佑你们白头到老, 和睦美满。\bir arada olmak 在一起: Ateşle barut bir arada olmaz. 成́ 孤男寡女, 干柴烈火。\bir aralık 1) 片刻, 一会儿: Bir aralık gel de şu işi sonuçlandıralım. 你也过来一下, 我们把这件活儿干完吧! 2) 一度, 曾经: Bir aralık şoföre bağırıp kamyonu durdurmayı düşündüm. 我曾一度想冲着司机大喊一声, 让他把卡车停下来。 3) 偶尔: Kız bir aralık başını çevirdi. Adamı görünce, hizmetçisine daha çabuk yürümesini söyledi. 姑娘偶尔一回头, 看见了这个人, 让丫鬟快走。\bir araya gelmek 会见, 集会, 开会, 会晤, 聚到一处: Onlarla bir araya gelmek istemiyorum. 我不想和他们搅和在一起。Bütün arkadaşlar bir araya gelerek bu meseleyi halletmeye karar verdiler. 所有的同事聚在一起, 决定把这个问题解决了。-i \bir araya getirmek 1) 聚集, 召集: Onları, benden başka kimse bir araya getiremez. 除了我以外, 谁也不能把他们撮合在一起。 2) 组装, 拼合: parçaları \bir araya getirmek 把零件组装到一起 \bir arpa boyu yol gitmek (或 almak, ilerlemek) 进展缓慢, 进展不大, 收效甚微 \bir aşağı \bir (或 beş) yukarı 来回来去地, 漫无目的地: Bir aşağı, bir yukarı dolaşıp duruyor. 他不停地走来走去。Odada bir aşağı bir yukarı adım atıyor. 他正在屋子里踱来踱去。\bir at başı fark 大同小异, 差别不大, 几乎一模一样 \bir atımlık barutu olmak (或 kalmak) 无能为力, 无计可施, 黔驴技穷, 心有余而力不足: O yoksul adam bu işi bir atımlık barutuyla sonuçlandıramaz, parası yetmez. 那个穷人钱不够, 力不从心, 干不成这件事。\bir atıp iki vurmak 一石两鸟; 一箭双雕 \bir avazı yerde \bir avazı gökte 声嘶力竭地, 大声地: Çocuk merdivenden yuvarlanmış, bir avazı yerde bir avazı gökte akşama kadar ağladı. 那个孩子从楼梯上摔了下来, 他扯着嗓子哭到了天黑。\bir avuç 1) 一把: \bir avuç tuz 一把盐 2) 一小撮, 少数的: Bir avuç insan istediğini yaptırmak istiyor. 一小撮人想为所欲为。Bir avuç kişi ortalığı bozdu. 就那么几个人把周围搞得乱七八糟。\bir avuç toprak olmak 化为一抔黄土, 死 -in \bir ayağı …de 经常前往(某地): Benim bir ayağım Ankara'da, bir ayağım İstanbul'dadır. 我经常往来于安卡拉和伊斯坦布尔之间。\bir ayağı çukurda olmak 半截入土, 行将就木: Şimdi bir ayağım çukurda. 我现在已是半截入土了。\bir ayağı içeride, bir ayağı dışarıda 一脚门里, 一脚门外; 正要动身; 正要离开 \bir ayağı kıyıda, bir ayağı kuyuda 1) 安全但也存在危险 2) 即将动身, 即将离开 \bir ayağı mezarda olmak 快要死, 将死, 一只脚已进坟墓 \bir ayağı üzengide olmak 即将启程, 即将动身 \bir ayağı yerde, bir ayağı gökte 神通广大 \bir ayak önce (或 evvel) 尽快, 赶快, 尽早: Bir ayak evvel İstanbul'a dönmem bir vicdan meselesi şekline girdi. 良心驱使我尽快赶回伊斯坦布尔。\bir ayak üstünde bin bir sözün belini bükmek 口若悬河, 滔滔不绝: Ali, bir ayak üstünde bin bir sözün belini büken bu kadının ağzına baka kaldılar. 阿里看那个女人口若悬河, 目瞪口呆。\bir ayak üstünde bin yalan söylemek 谎话连篇; 一会儿功夫就说一大堆瞎话: Güvenilir biri değildir, bir ayak üstünden bin yalan söyler. 他这个人靠不住, 满嘴瞎话。\bir ayak üstünde bir kişiyi aldatmak 谎话连篇, 满嘴瞎话 \bir ayak üstünde kırk yalan kıvırmak 谎话连篇; 一会儿功夫就说一大堆瞎话 \bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek 谎话连篇; 一会儿功夫就说一大堆瞎话 \bir bakarsın 也许, 大概, 可能 \bir bakıma 从另一个角度看, 另一方面; 从某个角度看: Gitmememiz bir bakıma iyi oldu, zaman kazandık. 从某个角度看, 我们没去也是一件好事, 我们赢得了时间。Bir bakıma bütün bu olanlardan biz de sorumluyduk. 从另一个角度看, 所有这些事情我们也有责任。\bir baltaya sap olmak 有份工作, 有个饭碗: Yirmi beş yaşına merdiven dayadın, ama hâlâ bir baltaya sap olamadın, hâla hazır yiyorsun. 你都快25岁了, 可还没有找份事儿做, 还是白吃饭。İlim ve irfan sahibi olduğu belli, fakat beceriksizliğinden bir baltaya sap olamamış. 他有学问, 人又聪明, 但是没有本事, 还是不能自己养活自己。\bir bardak suda fırtına koparmak (或 yaratmak) 小题大作; 惟恐天下不乱: Hiç yoktan kavga çıkardı, bir bardak suda fırtına kopardı. 他无缘无故惹是生非, 惟恐天下不乱。\bir baş 1) 一次 2) 独自地 \bir başına 独自地, 单独地, 全靠自已地: Bir başına koca tarlayı sürmeye kalkmıştı. 他开始独自一人耕种一大片土地。\bir başlı sevgi 单相思 \bir baştan \bir başa 从一端到另一端, 从一头到另一头, 整个地: Ülkeyi bir baştan bir başa geçti. 他走遍了全国。Kar hafif hafif yağıyor, cadde bir baştan bir başa ağarıyor. 雪慢慢地下着, 整条街银装素裹。\bir bıçakta çıkarmak 一蹶而就 \bir biçimli 一模一样的, 一个模子倒出来的 \bir bilinmeyenli denklem 一元一次方程 \bir bilip bin satmak一瓶子不满半瓶子晃荡, 不懂装懂 \bir \bir 一个一个地, 逐个地: Bütün eşyayı bir bir saydı. 他把东西挨个儿点了一遍。Postaya verilmek üzere hazırlanan paketleri kapamadan evvel bir bir gözden geçirdim. 准备寄出的包裹在打包之前我又一个一个检查了一遍。\bir \bir anlatmak (或 söylemek) 一五一十地说, 全部说出: Gördüklerini bir bir anlatmış. 他把他看到的事情一五一十地讲了一遍。Onun kendisine ne söylediğini bir bir anlattı. 她把他对自己讲的一五一十地说了出来。\bir …, \bir (de) …和… \bir …, \bir … 一遍又一遍: Tilki işi babacanlığa vurup suyu bir övmüş, bir övmüş, tekenin ağzının suyunu akıtımış. 狐狸装出一副忠厚老实的样子, 就把水夸了一遍又一遍, 说得羊只流口水。\bir birliğe inanmak 信神, 信上帝, 信真主 \bir bit için yorgan yakmak 因小失大 \bir bok olamamak 无所事事 \bir bok yapamamak 一事无成 \bir boy 1) 一次: Bir boy gidelim, bakalım ne çıkacak. 咱们就去一趟, 看看会怎么样! 2) 一口气, 不停地, 一直: Yola çıktı, çevresine bakmadan bir boy gitti. 他上路了, 义无返顾地一直走了。\bir boyda 身高相等的 \bir bu eksikti 祸不单行, 烦事不断: Bir bu eksikti. (真是)祸不单行。Yoğun işimizin arasında çocuk ağlamaya başladı, her işimiz bitti de bir bu eksikti. 事情正忙的时候孩子又哭了, 真是烦事不断。\bir burnuna tuz, \bir burnuna biber koymak 使费尽周折 \bir cigara yol 抽一只烟的距离 \bir cuma gecesi eksik 傻子, 笨蛋 \bir çaresine bakmak 完成, 解决 \bir çatı altında 同一建筑内, 同一机构内: Biz bir çatı altında çalışıyoruz. 我们在一起工作。\bir çekirdek geri kalmamak 旗鼓相当, 毫不逊色: O bizden bir çekirdek geri kalmak istemez. 他愿意和我们平分秋色。\bir çırpıda 迅速地, 极快地, 一下子: İşini bir çırpıda bitirdi. 他一下子就把活干完了。\bir çift söz 一两句话, 三言两语 \bir çift sözü olmak 有几句话要说: Sana bir çift sözüm var. 我有几句话要跟你说。\bir çimdik 一点, 少量: Bir çimdik peynir attı ağızına. 他掰了一块奶酪扔进嘴里。\bir çuval inciri berbat (或 bok, murdar) etmek 使功亏一篑, 使前功尽弃: Tam iş oluyordu, söze karıştı bir çuval inciri berbat edersin. 本来事情进展顺利, 他一插嘴, 全砸了。Dur, yavaş hareket et. Sandalyeyi devirirsen bir çuval inciri berbat edersin. 等一下, 你慢点儿!你要是把椅子弄翻了, 你可要前功尽弃了!\bir daha 1) 再次: Bir daha dans edelim mi? 我们再跳一个舞好吗?Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız. 您干吗要走, 再坐一会儿好吗?İliştiğiniz sorunu bir daha inceleyelim. 您提到的问题我们再研究研究。 2) 再也(不), 永远(不): Bir daha yanlış işler yapma. 你不要再犯错误了。Sizi mahkemeye vermekten vazgeçiyorum ama bir daha başkalarına zarar vermekten sakının! 我可以不到法院告你, 但你今后再也不能对别人干坏事!Ok yayından çıktı bir daha geri dönmez. 成́ 开弓没有回头箭。\bir daha durmamak 反悔 \bir daha yüzüne bakmamak 不再见面, 绝交: Bir daha yüzüne bakmaz oldum. 我再也不理他了。\bir dahaki 再后来的 \bir dakika 1) 稍候; 一会儿: Lütfen burada bir dakika durur musunuz? 请在这儿停一下好吗?Bir dakika oturur musunuz? Komi size odanızı gösterecek. 请你们稍坐一会儿好吗?伙计将领你们看房间。 2) 突然, 猛然: Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı. Bir dakika araba yerinde durakladı. 枣红马咴咴嘶鸣, 皮鞭劈里啪啦响, 马车嘎然而止。\bir dalda dokuz ceviz görmeyince taş atmak 利不大的事不做, 不见兔子不撒鹰 \bir dalda durmamak (或 kondurmamak) 经常改变工作; 经常改变想法; 朝三暮四, 没有准谱: Ona pek güvenme! O tıpkı serçeye benzer. Bir dalda durmaz. 你可别太相信他, 他完全是个滑头, 没个准谱。\bir dam altında bulunmak 同在一个屋檐下 \bir damla 1) 一点儿, 极少的: Ağzına bir damla içki koymaz. 他滴酒不沾。Bir damla olsun su yok. 连一滴水都没有。 2) (小孩)极小的, 一丁点儿的, 小不点儿: Bir damla çocuğun yaptığı işlere bak! 你看看, 这么一丁点儿个小孩子居然能做这种事!\bir de 1) 还有, 以及, 另外; 也: Konuyu bir de öbür açıdan ele alalım. 我们再从另外一个角度讨论讨论这个问题。Sen, o, bir de ben. 你、他, 还有我。 2) 用在句首表示惊讶、意外: Bir de ne göreyim! 猜我看到了什么!Bir de baktım ki polis geliyor, kaçtım. 我一看警察来了, 于是就逃了。\bir dediği \bir dediğini tutmamak 前言不搭后语, 前后矛盾, 语无伦次, 自相矛盾 \bir dediği iki olmamak 说一不二, 任性: Adamcağız gözünün içine bakıyor, bir dediği iki olmuyor. 此人对他言听计从, 他说一不二。\bir dediğini iki etmemek (或 yapmamak) 言听计从, 惟命是从 \bir defa 1) 一次: Bir defa oraya gitti. 他到那里去过一次。 2) 已经: Bu iş olmuş bir defa, ne yapalım? 木已成舟, 我们怎么办?Bir defa işe bulaşmış bulundum, bitirmeliyim. 我已经被卷入此事了, 必须有个了结。 3) 首先, 最重要的是: Ev bir defa küçük, bundan başka, yeri uzak. 房子小不说, 而且离得还远。 4) 其实, 实际上: Bir defa yeni kuşak bunları bilmez. 实际上新一代人不懂得这些。\bir defacık olsun 一次也(未): Hiç hapse girmemiş, ömründe bir defacık olsun karakola çağrılmamıştı. 他从未坐过牢, 一辈子一次也没进过警察局。\bir defalık 只(够)一次的, 一次性的: Bağışlanma bir defalık. 只能饶恕一次。Un bir defalık kalmış. 面只够吃一顿了。\bir derece 相对地, 在某种程度上, 有些: Bu sıcak bir derece çekilir. 这个温度相对来说还可以忍受。\bir dereceye 相对地, 在某种程度上, 有些 \bir dereyi bal, bir dereyi yağ etmek 浮夸 \bir deri \bir kemik 皮包骨的, 骨瘦如柴的: Beni şimdi niçin yiyeceksin? Bak, ben bir deri bir kemiğim. 你为什么现在要吃我呢?你看我现在骨瘦如柴。\bir deri \bir kemik kalmak 皮包骨, 骨瘦如柴: Öyle zayıfladı ki, bir deri bir kemik kaldı. 他瘦得皮包骨。\bir dikili ağacı olmamak 一贫如洗, 无儿无女又无钱, 一无所有, 孤苦伶仃, 无牵无挂: Bu darı dünyada bir dikili ağacım bile yok. Ölümden neden korkayım? 在这个世道上, 我无牵无挂, 死对于我来说有什么可怕的呢?\bir dikiş payı 1) 裁减布料时从布边到缝线部位留出的余量 2) 转́ 余地 \bir dikiş payı bırakmak 留有余地 \bir dilim ekmek bahasına 为了一口面包, 为了糊口, 为了填饱肚子 \bir dilim ekmekle aç, \bir dilim ekmekle tok olmak 生活简朴, 粗茶淡饭 \bir dinde durmamak 朝三暮四, 没有准谱, 经常改变想法: Senin gibi bir dinde durmaz adam görmedim, dün düşüncen başkaydı, bugün yine başka. 没见过像你这样没有准谱的人, 昨天一个想法, 今天又一个想法。\bir dirhem 一点儿, 少量的: Bir dirhem aklı yok. 他一点头脑也没有。\bir dirhem bal için \bir keçiboynuzu çiğnemek 因小失大; 丢了西瓜拣芝麻; 得不偿失 \bir dirhem iki çekirdek 美丽的, 可爱的 \bir dizi 一些, 一堆 \bir dokun bin ah işit (或 dinle) kâşe-i fağfurdan 一句话说到痛处 \bir dokuz ceviz görmeyince taş atmamak 不见兔子不撒鹰 \bir dolu 很多的, 大量的 \bir don \bir gömlek 衣不蔽体地, 半裸地: Bir don bir gömlek dışarı fırladı. 他衣不蔽体地冲了出去。Yangında bütün sevetini kaybetmiş, bir don bir gömlek kalmıştı. 一把大火烧得他一无所有, 衣不遮体。\birdonu var kırmızı; kâh anası giyer kâh kızı 穷得就剩下一条裤衩, 一贫如洗 \bir dudağı yerde \bir dudağı gökte (像传说的巨人一样)一个嘴唇在天上, 一个嘴唇在地上(形容外表恐怖而丑陋) -i \bir düşüncedir almak 使沉思, 使冥思苦想: O olaydan sonra beni bir düşüncedir aldı. 自打那件事儿之后, 我一直在琢磨怎么办。\bir düziye 不断地, 连续地: Geldi geleli bir düziye söylüyor, artık kafam şişti. 他一来就一直说个不停, 说得我脑袋都大了。İnsan bir düziye baklava yese bıkar. 美食虽好多也腻。\bir el (射击)一枪: \bir el silâh atmak 开一枪 \bir elden 第一手的, 核心的 \bir eli yağda, \bir eli balda (olmak) 生活富足; 吃香的喝辣的: Her istediği oluyor, bir eli balda, bir eli yağda yaşıyor. 他心想事成, 生活富足。\bir eli kan, \bir eli katran 残忍的, 恶贯满盈的 \bir elin beş parmağı gibi 形影不离的 \bir elin sesi çıkmamak 1) 一个巴掌拍不响 2) 孤掌难鸣 \bir elin verdiğini öbür el bilmemek 积德行善而不张扬 \bir elinden girip \bir (或 öbür) elinden çıkmak 一手进, 一手出; 大手大脚 \bir elini bırakıp ötekini öpmek 过于殷勤 \bir elle (或 elin) verdiğini öbür elle almak 假行善, 真谋财; 沽名钓誉: Böyle iyilik olmaz, bir elle verdiğini öbür elle alıyor. 好事可不是这么做, 他这是沽名钓誉。\bir elini bırakıp ötekini öpmek 非常尊重 \bir elma ile anmak 施以小恩小惠 \bir elmanın iki yarısı 非常相像的两个人 \bir elmanın yarısı o, yarısı bu 像是一个模子刻出来似的(人) \bir etmek 召集, 召到一起 \bir eyyam 有时, 一度 \bir gelmek 如出一辙, 完全一样 \bir gerçektir 说句公道话; 确实, 实际上: Oğlum, aile büyüğünün dostluğuna ve yerinde düşüncelerine değer verdiğin bir gerçektir. 我的孩子, 说句公道话, 你总是听从家长的好意和忠告。\bir getirmek 使如出一辙, 使完全一样 \bir Girit mangarı vermemek 一毛不拔 \bir giyim 一套(马掌) -den \bir gömlek aşağı 略逊一筹 -den \bir gömlek fazla eskitmiş olmak 年长; 见多识广 -den \bir gömlek iyi (或 yukarı) 略胜一筹: Berna matematikte Ayşe’den bir gömlek iyidir. 贝尔娜的数学比阿依赛略胜一筹。-den \bir gömlek ziyade eskitmiş olmak 年长; 见多识广: Kimsenin sözüne kulak asmıyorsun ama ben senden bir gömlek ziyade eskitmişimdir, biraz sözümü tut aldanmazsın. 别人的话你可以不听, 可是我比你痴长几岁, 你听我一句话没错儿!Onun düşüncesi elbette daha mantıklı, bir gömlek ziyade eskitmiş, görmediği tecrübe kalmamış. 他的想法当然更有道理, 他见多识广, 什么事儿他没见过?\bir gömlekten baş (ını) çıkarmak 1) 看法一致; 一个鼻子出气, 穿一条裤子 2) 共同和睦生活; 一起干: Eğer sen benimle gönül bir edip bir gömlekten başını çıkarırsan ve sözüme uyarsan ben senin melâmetini defederim. 如果你和我一条心, 跟我干, 听我的话, 我会解除你的烦恼。\bir görmek 一视同仁, 同样看待 \bir görüşte 一眼, 看一眼: Hayret, bir görüşte tıpkı örneğini yapmış. 真让人叫绝, 他看一眼, 就能把你惟妙惟肖地临摹出来。\bir göz (ü) gülmek 有喜有忧, 亦喜亦忧, 悲喜交加 \bir göz ile bakmak 一视同仁, 同样看待 -in \bir gözü iki kulağı sağır etmek 视而不见, 充耳不闻, 装聋作哑 -in \bir gözü kör, \bir kulağı sağır etmek 视而不见, 充耳不闻, 装聋作哑: Bu gideceğin yerde bir gözün kör bir kulağını sağır edeceksin. Göreceğin şeylerin aslını öğrenmek merakına kalkışmıyacaksın. 这次到了你要去的地方, 你要视而不见, 充耳不闻, 对你的所见所闻不要打听。\bir gülüp bir ağlamak 有喜有忧, 亦喜亦忧, 悲喜交加 \bir gün 1) 一天, 有一天 2) 总有一天, 有朝一日: Ali, inşallah bir gün adam olursun, elin ekmek tutar. 阿里, 上帝保佑你有朝一日能有出息, 自食其力。Unutma bunu bir gün gelir, ben de senin canına okumak fırsatını bulurum. 你给我记着!总有一天, 我也会找机会收拾你!Yolsuzluk yapanlardan bir gün hesap sorarım. 我早晚要找这帮不法分子算帐。\bir gün evvel 尽快, 尽早 \bir günden \bir güne 从来, 任何时候 \bir gününü bin etmek 珍惜时光 \bir güzel 1) 非常好, 好极了, 出色地: Bol bol vaktim vardı, ödevimi bir güzel yaptım. 由于时间非常充裕, 我出色地完成了任务。 2) 完完全全: Yalnız başına alışverişe çıkınca bir güzel kazık yemiş. 他独自出去购物, 结果上了大当。\bir hadde 相对地, 在某种程度上, 有些 \bir hâl olmak 1) 发生不测, 生发意外, 出现三长两短, 死亡: Senin yüzünden bir hâl olursa, azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey. 要是他因为你而有个三长两短的话, 你可得后悔一辈子啊!大哥! 2) -den (忙得)焦头烂额, 疲于: Çocuklar yapmayın, etmeyin demekten bir hâl oluyorum. 看孩子搞得我焦头烂额。 3) -e 改脾气, 性情改变; 变得烦躁: Bu çocuğa bir hâl oldu, bu çocuk avareleşti. 这孩子性情有些变化, 变得懒懒散散。Bekleye bekleye bir hâl olduk. 我们等啊等, 都等烦了。\bir hamlede 迅速地, 一下子: Beş tayfayla ben, denize bir filika indirmiş, bir hamlede gemiden ve kayadan uzaklaşabilmiştik. 我和5个船员放下救生艇, 迅速脱离了沉船和礁石。\bir hayli 好久, 好多; 非常, 很: Bir hayli yutkundu, ama sonunda dayanamadı, söyledi. 他犹豫不决了好久, 最终还是忍不住说了。Kapının önünde bir hayli cebelleştiler. 他们在门前大吵大闹。Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı. 这趟公共汽车让我吃尽了苦头。\bir hırka \bir külâh 非常穷的 \bir hoş 1) 高兴的, 快乐的 2) 异样的, 怪怪的: Sen çoktan beri bana karşı bir hoştun. 好长时间了, 你对我怪怪的。\bir hoş eylemek 1) 使惊慌失措, 使不知所措, 使惘然若失; 使感到惊讶 2) 使感到忧郁, 使感到痛苦, 使感到悲伤 \bir hoş olmak 1) 惊慌失措, 不知所措, 惘然若失; 感到惊讶 2) 感到忧郁, 感到痛苦, 感到悲伤 \bir hoşluğu olmak 感到不适, 病恹恹: Bugün üzerimde bir hoşluk var, hasta mı olacağım? 今天觉得身上不舒服, 我是不是要生病?Bir hoşluğu olmasa böyle sus pus oturmazdı. 他要不是身体不舒服是不会这么规规矩矩坐在那的。\bir içim su 非常美丽的(女人): Görmeyeli sen büsbütün bir içim su olmuşsun. 几日不见你变得愈发水灵了。Ben gençliğimde bir içim su idim. 我年轻的时候是很漂亮的。\bir içim suya gitmek 贱卖 \bir iğne \bir iplik kalmak (或 olmak) 极度虚弱: Günlerdir ağzına bir şey koymadığı için bir iğne bir iplik olmuştu. 他几天水米未进了, 所以极度虚弱。\bir iki 一两个, 极少的, 少量的: \bir iki kadeh 一两杯 Bir iki kez ablasının okuduğu kitaba göz attı. 她偶尔瞥一眼姐姐正在看的书。Her ay, mehtapta bir iki kere merkeplerle tura çıkardık. 每个月我们都能有那么一两回在月光下骑着毛驴去玩儿。Bu para belki bütün ihtiyacını karşılamaz, ama bir iki gedik kapar ya. 这些钱也许解决不了所有的问题, 但也能救救急啊!\bir iki demeden 突然地, 迅速地, 冷不防地: Bir iki demeden çocuğun üzerine çullanmıştı. 他突然向孩子扑去。\bir iki derken 突然地 \bir iki kelimeyle 三言两语地, 简明扼要地, 言简意赅地: Bir iki kelimeyle durumu anlattı. 他三言两语就要事情讲清楚了。\bir incir çekirdeğini doldurmamak 无足轻重, 毫无价值: Uğraşırsan önemli meselelerle uğraş, böyle bir incir çekirdeğini doldurmayan meselelerle değil. 你要处理就处理一些重要的问题, 不是这些无足轻重的小问题。\bir inip \bir kalkmak 一起一伏, 时起时伏, 上下颠簸 \bir ip odun 一捆柴 \bir iş çıkmamak 一事无成 \bir iş etmek 做事后后悔的事情 \bir işaretine bakmak 一切就绪, 蓄势待发 \bir işe burnunu sokmak 管闲事; 瞎搅和; 乱打听 \bir işe el atmak 做事, 干事 \bir işe sap olmak 有工作 \bir işe başa çıkarmak 圆满完成任务 \bir iştir olmak 木已成舟, 已无可挽回 \bir kaba işemek 臭味相投, 沆瀣一气 \bir kabahat yapmak 放屁 \bir kafada 想法一样 \bir kalemde 一下子, 一次性地, 完全地: Dairelerdeki memur bolluğu öyle bir kalemde tasfiye edilemez kanaatindeyim. 办公室人员众多, 我认为无法一次性解雇。Öylesine köklü, öylesine yaygın bir geleneği bir kalemde ortadan kaldırmak olanaksızdır. 一下子破除这样一个根深蒂固、广为流传的传统是不可能的。\bir kantar balla yenmez 非常丑陋的, 非常难看的 \bir kantar baruta bir ateş basmak 捅马蜂窝, 捅大娄子 \bir kapıya çıkmak 一回事, 殊途同归, 得出同样的结论, 结果完全相同 \bir kararda 一如既往地, 同样地 \bir karında yatmış, \bir memeden emmiş olmak 一奶同胞 \bir karış 很少的 \bir karış (altı) beberuhi 身材短小的人; 三寸丁谷树皮 \bir karış boy 身材短小的人; 三寸丁谷树皮 \bir karış surat 绷着脸, 脸色难看 \bir kaşık bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek (或 yemek) 得不偿失 -i \bir kaşık suda boğmak 极为仇恨; 非常生气: Bizi bir kaşık suda boğarlar. 他们恨不得要掐死我们。Niçin beni öyle zorlayıp duruyorsun, senin düşmanın mıyım bir kaşık suda boğmak istiyorsun? 你为什么总这么逼我, 难道我是你的敌人吗, 你非要置我于死地?\bir kaşık suda fırtına koparmak (或 yaratmak) 小题大作; 惟恐天下不乱 \bir kaşıkla aş yemek 持同样观点 \bir kaza yapmak 放屁 \bir kazanda kaynamak 打成一片; 关系融洽: İki komşu bir kazanda kaynayacak gibi görünmüyor. 这两个邻居看来合不来。-i \bir kenara bırakmak 搁置, 不当回事 \bir kenara çekilmek 袖手旁观, 不负责任 \bir kere 1) 一次: Oraya bir kere gitti. 那儿他去过一次。 2) 实际上, 确实, 的确: Bir kere o çok yalancı. 实际上他是一个大骗子。Bir kere yeni kuşak bunları bilmez. 新一代人的确不懂得这些。 3) 首先: Bir kere sen benim dediğimi yap, ondan sonra istersen git. 你先照我说的做, 然后你爱走就走。\bir kere de 又一次: Bir kere de baloda beraber dans ettik. 我们又一次在舞会上一块儿跳舞。\bir kerecik 一次 \bir kılına hata gelmemek 毫发无损, 安然无恙: Ayse’nin bir kılına hata gelmez, yüreğini rahat tut. 阿依赛什么事儿都不会有的, 你就放心吧!\bir kıyamettir gitmek (或 kopmak) 嘈杂, 乱成一团 \bir kol çengi 用笑话和动作使人娱乐的人 \bir koltuğa iki karpuz sığdırmak 一心二用: İki karpuz bir koltuğa sığmaz. 成́ 一心不可二用。\bir konağı beş etmek 信步而行 \bir koşmadır tutturmak 飞快地跑 \bir koşu (gitmek) 快速地; 跑步(去) \bir Köroğlu, \bir Ayvaz 老两口, 无儿无女(或儿女不在身边)的: Bir Köroğlu bir ayvaz emekli aylığı ile geçinip gidiyorlar. 老两口靠退休金度日。Biz evde bir köroğlu bir ayvaz kaldık, çocukları evlendirip ayırdık. 家里就我们老两口, 孩子们都已经成家, 分家单过了。-i \bir köşeye atmak (或 ayırmak) 藏匿, 积攒, 积存 \bir köşeye çekilmek 离群索居(不问世事), 隐居 -i \bir köşeye koymak 藏匿, 积攒, 积存: Yıllardan beri dişinden tırnağından artırdığı parayı günün birinde, ben de bu zilletten kurtulurum umuduyla bir köşeye koymuştu. 他把多年来省吃简用积攒下来的钱存起来, 为的是让我有一天也能摆脱这种卑贱的地位。\bir kulağı sağır 宽容的, 不在意的, 不当回事儿的 \bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak 一耳朵进一耳朵出; 听不进去; 当耳旁风, 不当回事儿, 不在意, 不与置理: Söyledikleri bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyor. 他们的话, 我当耳旁风。\bir kulağından girip ötekinden çıkmak 一耳朵进一耳朵出; 听不进去; 当耳旁风, 不当回事儿, 不在意, 不与置理: Ne kadar nasihat verdimse dinlemedi, söylediklerim bir kulağından girip ötekinden çıktı. 不管我怎么劝他, 他全都不听, 我的话他全当耳旁风了。\bir kurşun atımı 一箭之地 \bir kuş bir çalıya sinmek 在某人的庇护下 \bir kuş sütü eksik 什么都不缺, 应有尽有 \bir kuyruklu yıldızdır ki kırk yılda bir doğar 千载难逢的 \bir lokma, bir hırka 粗茶淡饭, 生活俭朴; 苦行僧的生活 \bir lokma ekmeğe muhtaç olmak 极其贫困 \bir lokma ekmek uğruna 为了糊口: Bir lokma ekmek uğruna çoluk çocuğu ile gurbet ellere düşmüştür. 为了糊口, 他带着老婆孩子流落异乡。\bir lokmada yutmak 一口吞下 \bir minval üzre 单调地, 千篇一律地; 一样地 \bir misilli 这样的, 这种的: \bir misilli adamlar 这种人 \bir misilli hareketler 这种举动 \bir nalına \bir mıhına vurmak 左右逢源, 两边讨好: Onun tutumu hiç güzel değil, bir nalına bir mıhına vuruyor, karar veremiyor. 他的这种态度可不怎么样, 左右逢源, 两面讨好, 优柔寡断。\bir nebze 丝毫, 一点儿 \bir nefeste 1) 一瞬间, 一刹那, 霎时间 2) 一口气, 一下子, 迅速地, 很快地, 立即: Bardağı bir nefeste dipledi. 他拿起杯子一饮而尽。\bir nice 大量, 许多 \bir noksansız 完全地, 不差分毫地 \bir noktaya 相对地, 在某种程度上, 有些 \bir numaralı 1) 最重要的, 头等重要的, 头等的, 首要的: \bir numaralı mesele 最重要的问题 \bir numaralı yıldız 头等星 Köyün bir numaralı adamı aynı zamanda kişilerin ahtapot gibi kanını emen bir vicdansızdı. 他是村里的首富, 同时也是吃人不吐骨头的恶人。 2) 一级的, 第一流的, 上等的, 最好的: O, dünyanın bir numaralı oyuncusudur. 他是世界头号演员。\bir o kadar 加倍: Suç teşvik eden o ihtiyar adama da ayrıca bir o kadar ceza vermişler. 那个教唆犯罪的老头受到了加倍的处罚。\bir o yana, \bir bu yana 四处, 到处: Bir o yana bir bu yana koşuyor fakat bir türlü yolunu doğrultamıyordu. 他四处乱撞, 还是没找到路。Yaralı kedi can havliyle bir o yana bir bu yana koşuyor. 那只受了伤的猫拼命地到处乱跑。\bir ok atımı 一箭之地, 很近的地方 \bir okla iki kuş vurmak 一箭双雕, 一石双鸟, 一举两得 \bir olmak 1) 合作, 团结, 一起: Hepsi bir olup horozu kesmeye karar vermişler. 她们决定联合起来, 宰了那只公鸡。Her akşam, işlerimizi bitirince, beş altı arkadaş bir olur dolmuş yaparak kahveye çıkardık. 每天晚上活儿一完, 我们哥儿几个就乘小巴出去到咖啡馆去坐坐。 2) 一样, 同样: Her kaşığın kısmeti bir olmaz. 成́ 不是每一勺捞出来的都是好东西, 不是每一个人挣的钱都一样多。 3) -le 同时发生: Ali’nin içeri girmesiyle sabahtan beri esen kederli havanın dağılması bir oldu. 阿里一进来, 从一大早就弥漫着的悲伤气氛一扫而光。Basmasıyla ayağı kayıp güvertenin üstüne kapaklanması bir oldu. 他一落脚, 脚底一滑, 就栽倒在甲板上。\bir oturuşta 一会儿, 一下子: Bir oturuşta bir tencere yemeği kıvırdı. 一会儿的功夫, 她就做好了一锅饭。Bir oturuşta hepsini silip süpürdüm. 我一下就把所有东西都一扫而光。\bir örnek 相同的, 一模一样的: İki kardeş bir örnek giyinmişler. 哥俩儿穿得一模一样。\bir paralık 不值钱的; 卑贱的: \bir paralık adam 微不足道的人, 小人物, 渺小人物 -i \bir paralık etmek 羞辱, 欺侮; 破坏声誉, 败坏名声: Adımızı bir paralık ettin. 你败坏了我们的名声。O günkü hareketlerinden ailemizin şerefini bir paralık ettiğini unuttun mu? 你忘记了吗?你那天的行为玷污了我们家的名声。\bir paralık olmak 受辱, 出丑 \bir parça 1) 一块, 一段, 一片; 一件, 一个, 一只: \bir parça ekmek 一块面包, 一片面包 \bir parça toprak 一块田, 一片地 2) 一点儿, 一丁点儿, 一些: \bir parça iş 一点儿事 \bir parça rahatsızlık 一丁点儿不舒服 Alın, için de bir parça, kendinize gelin! 拿着!喝一口, 提提神!Yeni işe başlarken pek acele etmeye gelmez, bir parça ağır davranmalı. 在做一项新的工作的时候, 不要太着急, 做事要谨慎一些。 3) 一小会儿; 片刻: Bir parça bekleyin. 请稍等!\bir parça bal çalmak 转́ 给甜头, 以小恩小惠诱惑, 引诱; 甜言蜜语地哄骗 \bir parmak bal olmak 受人议论 -i \bir parmak üstünde çevirmek (或 oynatmak) 玩弄于股掌之上 \bir pençelik canı olmak 有气无力, 奄奄一息 \bir pire için bir yorgan yakmak 因小失大, 得不偿失 \bir pul etmemek 一文不值 \bir pul yerine geçmemek 一文不值 \bir pula değmemek 一文不值 -i \bir pula satmak 1) 很便宜地卖掉; 不重视 2) 不忠, 出卖: O, çıkarı uğruna arkadaşını bir pula sattı. 他为了自己的利益而出卖了朋友。\bir pulu olmamak 不名一文, 身无分文, 一贫如洗 \bir punduna getirmek 选择最佳时机: O döner dönemz bir punduna getirip tanıştırayım sizi. 他一回来, 我就找个机会介绍你们认识。\bir radde de yoruldum ki… 我累得快要… \bir raddeye kadar 相当地, 有一部分, 在某些方面 \bir saati \bir saatine uymamak 转́ 一会儿一个样; 没主心骨; 没有准主意 \bir saniye 稍候; 一会儿 \bir seksen uzanmak 平躺, 四肢伸展地躺下 \bir sıkım (lık) canı olmak 有气无力, 奄奄一息: Sana kafa tutmağa kalkıyor ama bir sıkımlık canı olduğunu unutuyor. 他要起来和你斗, 岂不知他已经没有力气了。\bir sıra (ya) 连续地, 一个接一个地, 先后地 \bir solukta 1) 一瞬间, 一刹那, 霎时间 2) 一口气, 一下子, 迅速地, 很快地, 立即: Bir solukta tepeye tırmanıverdi. 他一口气爬到了山顶。Uzun bacaklarıyla koridoru bir solukta geçip koşa koşa merdivenleri indi. 他迈开长腿一口气穿过走廊跑下了楼梯。\bir söylediği iki olmamak 说一不二, 任性 \bir söylemek pir söylemek 措辞得体而有感染力 \bir söyleyip iki dökmek 哭诉 -in \bir sözü bardağı taşıran son damla olmak 出言不逊: Kabadayının bir sözü bardağı taşıran son damla olmuş ve tabancalar konuşmağa başlamıştı. 那无赖出言不逊, 双方拔枪相见。\bir sözü \bir sözüne uymamak 食言, 言而无信, 不守诺言, 说话靠不住 \bir sözünü iki etmemek 言听计从, 惟命是从, 满足一切要求: Sözümden çıkmaz. Bir sözümü iki etmez. 他从来都听我的话, 我说一他不说二。İcabında ağalar onun bir sözünü iki etmez, nereye gönderirse koşarlar, ne isterse yaparlardı. 如有必要, 哥哥们会满足她的一切要求, 让去哪儿就去哪儿, 让干什么就干什么。\bir sürü 1) 一群: \bir sürü koyun 一群羊 2) 很多的, 大量的: Bu sefer, bir sürü aktör ve tiyatroseverle tanıştı. 这次他结识了不少演员和戏迷。Çerçeveli, çerçevesiz bir sürü fotograf çıkarıp masasının üstüne serdi. 他翻出一大堆有镜框和没镜框的照片, 堆在他的桌子上。Kumun üstünde bir sürü kadın erkek, oğlan kız kaynaşıyor. 沙滩上拥挤着许多男男女女、大姑娘小伙子。\bir sürü lâfın belini bükmek 滔滔不绝, 说个不停: Gelir gelmez bir sürü lâfın belini büktün, ama ne istediğini söylemedin. 你一来就说个不停, 可是没有说到点子上。\bir şey 1) (笼统指出有某些事物或某现象, 但不确知是什么具体事物或现象)不知是什么事物́ , 某事物́ , (有个)什么东西, (有件)什么事: İşte böyle bir şey. 就是这么回事(或就是这么件东西)。 2) (用于否定句中)什么也(不, 没有); 什么事情也(不), 任何事情也(不), 任何东西也(不): Ona bir şeyler olmamış. 他没发生什么事。\bir şey demeden 二话不说: Bir şey demeden mektubu elime tutuşturdu. 他二话不说就把信塞到了我的手里。-e \bir şey olmak 出事; 发生不测, 死亡, 有个三长两短: Bana bir şey olursa çocuklar size emanet. 如果我有个三长两短, 孩子们就托付给你了。Aman, ona bir şey olmasın! 他可不要出什么事!Hiç bir şey olmamış gibi. 他就像似什么事也没有发生过似的。-i \bir şey sanmak 把…当成人物, 高看, 高估: Ben de seni birşey sanırdım, halbuki kaba sovanın biriymişsin. 本来我也把你当成个人物, 然而你却是一个外强中干的人。Tüccar deyince biz de onu bir şey sandık. 一说是商人, 我们都把他当成了人物。\bir şey söylemek 讲话, 说话 \bir şeyciği kalmamak 好转; 完好如初 \bir şeye benzememek 没有用处, 不伦不类, 不像样: Yaptığın resim, gücenme, ama bir şeye benzemedi. 不瞒您说, 您画的画很不像样。\bir şeyler, \bir şeyler 诸如此类 -e \bir şeyler olmak 1) 发生变化: Oğlana son aylarda bir şeyler oldu. 这孩子最近几个月大变样了。 2) 出事: Ona bir şeyler olmamış. 他没发生什么事。Kadına bir şeyler oldu galiba, birden sararıp oturuverdi. 那女人似乎出了什么事, 脸色刷白, 一屁股坐下了。 3) 感觉不好, 感到眩晕: Bana bir seyler oluyor dedi ve bayıldı. 他说了一声感觉不好然后就昏过去了。 4) 发生不测, 死亡, 有个三长两短: Ona bir şeyler olursa çocukları ortada kalır. 他要是有个三长两短, 那他的孩子们可就无家可归了。\bir tahtada一次地, 一下子; 大方地; 全部地: Kadının ilk istediği parayı bir tahtada sayıyorum. 我大方地给出了女人第一次开口要的价钱。Yüzlerce dolar parayı bir tahtada saymak kolay değil. 一下子付清几百美元并不容易。-in \bir tahtası eksik olmak 俚́ 脑子里少根弦, 半傻: Böyle ölçüsüz davranan insanın bir tahtası eksi olmalı. 如此轻率行事的人脑子里肯定是少根弦。\bir takım 一系列, 一连串, 许多 \bir takriple 间接地 \bir tamam 完整地, 完完全全地 \bir tane 1) 惟一的, 单一的 2) 杰出的, 无与伦比的, 独一无二的, 天下无双的 \bir tanem 亲爱的: Anne, çocuğuna, “Biraz rahat dur bir tanem” dedi. 母亲对她的孩子说, “宝贝儿!你老实呆会儿行不行?”\bir tarafa bırakmak (或 koymak) 忽视, 抛到一边, 搁置 \bir taraftan … \bir taraftan 一方面, 另一方面: Yere uzanmış, bir taraftan şu kızla meşgul, bir taraftan da halazadeniz Esen’ye kur yapıyordu. 他躺在地上, 一边被那个姑娘所吸引, 一边又向你的表妹艾森献殷勤。\bir taraftan … öbür taraftan 一方面, 另一方面: Herif bir taraftan parasızlıktan yakınıyor, öbür taraftan kalkıp karısına kürk manto alıyor! 那个家伙一面叫穷, 一面又给老婆买裘皮大衣!\bir tarihte 有一次 \bir taşla iki (或 birkaç)kuş vurmak 一箭双雕, 一石双鸟, 一举两得: Beijing’de hem dayımı ziyaret ettim, hem işimi gördüm, bir taşla iki kuş vurdum. 我去北京既看望了我的舅舅, 又把我的事情办了, 一举两得。\bir tek 少量, 一点儿 \bir tek atmak 喝一杯酒: Canım şurada bir tek atalım, serinleriz, konuşuruz. 亲爱的, 我们就在这儿喝一杯, 静一静, 谈一谈。Şu meyhanede bir tek atalım seninle. 咱们俩就在这家小酒馆喝一杯吧!-i \bir tek yürek hâline koymak 使万众一心, 使齐心协力 \bir telâş \bir kıyamet 一片混乱, 乱成一团: Sokakta bir telâş bir kıyamet iki ev halkı birbirine girmişti. 大街上一片混乱, 两家人打成一团。\bir telâştır almak 惊慌失措, 不知所措 \bir temiz 狠狠地; 完全地: Yaramaz çocuğu bir temiz dövüp odadan dışarı attılar. 他们把那淘气的孩子狠狠地揍了一顿, 赶出了房间。\bir teviye 连续地, 不间断地 \bir ton 很多, 大量 \bir torba kemik 皮包骨, 骨瘦如柴: Neredeyse tanıyamayacaktı, zavallı bir torba kemik hâline gelmiş. 我差一点儿不认识他了, 可怜的他变得骨瘦如柴。\bir tuhaf olmak 手足无措; 感觉不适 \bir tuhaflığı olmak 感觉不适 \bir tutam 一把; 一点儿: \bir tutam toz şeker 一点儿砂糖 \bir tutmak 一视同仁, 同样看待; 认为是一回事: Köylü, eskiden jandarmayla devleti bir tutardı. 农夫从前认为宪兵和政府是一回事。\bir türlü 1) (重复使用, 表示消极的含义)…也好(结果都是一样): Gelsem bir türlü, gelmesem bir türlü. 我来是一样, 不来也是一样。 2) (用于加强否定的语气)无论如何也, 一点儿也: Bir türlü onu kaldıramadım. 那家伙我怎么也搬不动它。Herif, yaman panduflacı imiş, bir türlü enselenmiyor. 这小子曾经是一个技艺高超的惯偷, 一次也没有被抓住过。Şoför bir türlü arabayı durduramadı. 驾驶员怎么也停不住汽车。\bir tüyü bile incinmemek 毫发无损 \bir uçtan \bir uca 从一端到另一端, 从一头到另一头, 整个地 \bir uğurda 一同, 一起, 为了同一目的 \bir vakit (ler) 1) 从前, 有一次, 有一回 2) 当时, 一时之间 \bir var \bir yok 一会儿在这儿, 一会儿在那儿; 时而在这儿, 时而在那儿; 很短促的, 瞬息间的; 暂时的: Dünya bu, bir var bir yok, yarına çıkacağımızdan emin değiliz. 世事无常, 人生苦短。İnsan bir var bir yok, gelip gidiyor. 人生苦短, 来去匆匆。\bir varmış, \bir yokmuş 1) (用于寓言故事开头)从前 2) 昨天他还活着, 可惜今天死了; 匆匆即逝的: İnsanoğlu bir varmış bir yokmuş, dünya gelip geçicidir. 人如匆匆过客, 天地亦非永恒。\bir vuruşta 1) 打一下 2) 一下子, 迅速 \bir yakadan baş çıkarmak 1) 看法一致; 一个鼻子出气, 穿一条裤子 2) 共同和睦生活 \bir yana 1) 放在一边, 丢下不管, 推卸责任 2) …除外, 且不论: Boyun bosun bir yana, gözlerin cihanın gözlerini kamaştırıyor. 且不论你的身材, 就你那一双眼睛, 也让世人目瞪口呆。Yapmak bir yana, yapmayı zihnimden bile geçirmedim. 别说去做了, 我连想都没想过。\bir yana atmak 1) 搁下, 放在一边, 放到一旁 2) 储存起来, 储备 -i \bir yana bırakmak 搁置: Ali’yi bir yana bırakıp, biz kendimizi düşünelim bir yol. 我们别管阿里了, 想想我们自己吧!\bir yana dünya \bir yana 举世无双, 天下第一: Mercan Usta bir yana dünya bir yana. 梅尔詹师傅举世无双。-i \bir yana koymak 搁置: Fizik kitaplarını şimdilik bir yana koy, onları daha sonra tetkik ederiz. 你先把物理课本放一放, 我们以后再研究它。\bir yanda (n) … \bir yanda (n) 一方面…, 一方面; 既…又…; 不仅…而且… \bir yandan 一方面, 一边: Yemek yerken bir yandan da haberleri dinliyor. 他一边吃饭, 一边听新闻。\bir yandan \bir yana 1) 从一边到另一边 2) 完全, 彻底 \bir yandan …, diğer yandan … 1) 一方面…, 另一方面…; 第一点, 第二点 2) 虽然…, 但是: Bir yandan adama hoş görünmeye çalışıyorlar, diğer yandan ise kuyusunu kazıyordu. 他一方面显得宽容此人, 另一方面又拆他的台。\bir yandan …, öte yandan … 1) 一方面…, 另一方面…; 第一点, 第二点 2) 虽然…, 但是 \bir yastığa baş koymak (夫妻)结合, 同床共枕, 合卺; (夫妻)相亲相爱, 相濡以沫: Bir yastığa baş koyan insanları ancak ölüm ayırır. 相亲相爱的人至死不渝。Dört sene bir yastığa baş koyduğum erkek benimle bir anda nasıl yabancı oluyormuş bakayım? 我相亲相爱4年的男人怎么突然和我成了陌生人?\bir yastıkta 同床共枕地, 出双入对地 \bir yastıkta kocamak 白头到老: Mutluluklar dileriz, bir yastıkta kocayın! 我们祝你们幸福美满, 白头到老!\bir yastıkta kocatmak 使白头到老: Allah bir yastıkta kocatsın! (对新婚夫妇的祝福语)但愿你们百年合好, 白头偕老!\bir yaşına daha girmek (表示惊奇)真奇怪, 真有意思: A, bir yaşıma daha girdim! Kız traktörü sürüyor. 嘿, 真有意思!这姑娘还会开拖拉机。Şu kadının üzerindeki elbiseye bak! bir yaşıma daha girdim. Elbiseden çok hamam kıyafetine benziyor. 你看那个女人穿的衣服!真奇怪, 不像是衣服, 像是浴衣。\bir yatakta kocamak 白头到老 \bir yazdığı iki olmamak 说一不二, 任性: Galiba biraz daha şirrettim. Bir yazdığım iki olmazdı. 那时我也许有些难于相处, 因为我很任性。\bir yeni tarihin destanını yaratmak 大展宏图 \bir yerde 在某个方面, 从某个角度看 \bir yerde durmak 在一起: Ateşle barut bir yerde durmaz. 成́ 孤男寡女, 干柴烈火。(-in, -den) \bir yerden ayak (lar) ını (或 ellerini) kesmek 1) 不能脱身 2) 使不能脱身 3) 使不再来往: Kardeşime kötü alışkanlık kazandıran çocuğun bizden ayağını kestim. 那孩子把我兄弟给带坏了, 我们再不和他来往了。\bir yere 随便往何处, 不管到哪里 \bir yere getirmek 收拢, 聚集 \bir yeri tutmamak 几乎支持(站)不住, 勉强支撑 \bir yığın 一大堆; 许多, 大量: \bir yığın çubuk 一堆木棍 -e \bir yiyip bin şükretmek (与境况差的相比)感到知足 \bir yol 一次: Ali’yi bir yana bırakıp, biz kendimizi düşünelim bir yol. 我们别管阿里了, 想想我们自己吧!\bir yol tutturmak 明确立场 \bir yolunu bulmak 找出路, 想办法: Burada biraz boy gösterdikten sonra bir yolunu bulup kapağı Paris’e attı. 我在这儿露了一下面, 然后设法逃到了巴黎。\bir yumup beş akıtmak 哭泣 \bir yumup on dökmek 大哭, 泪如雨下 \bir zaman (lar) 1) 从前, 有一次, 有一回: Bir zamanlar Cui adında bir adam vardı, bu, günün birinde işlediği bir suçtan dolayı Guangdong'a sürülmüştü. 从前, 有一个姓崔的人, 有一天犯了罪, 被充军到了广东。 2) 当时, 一时之间: Bir zamandır kendimi tutamıyorum, göz yaşlarım birden boşanıyor. 一时之间, 我实在忍不住了, 眼泪刷地一下流了出来。Sustular, bir zaman konuşmadan çorbalarını kaşıkladılar. 大家都不作声, 一时之间闷头用小勺喝自己的汤。\bire bin katmak 夸大, 借题发挥, 添油加醋: Bazıları görüp geçirdikleri fırtınaları, yaptıkları tehlikeli yolculukları bire bin katarak yüksek sesle anlatmayı ihmal etmiyorlardı. 有那么一些人忘不了眉飞色舞地大肆渲染他们经历的暴风骤雨和冒险旅行。Olayı bire bin katıp anlattı; bizi telâşlandırdı. 他把那件事添油加醋地讲了一遍, 说得我们毛骨悚然。\bire kadar 完全, 一点儿不剩地: A! Kedi pastırmaları yukarıda bire kadar yemiştir. 哎呀!猫在上面把腊肉吃了个一干二净。
◆ Bir ağızdan çıkan bin dile yayılır. 好事不出门, 坏事传千里。Bir Allah bilir. (痛苦、忧愁等)天知地知, 还有我知; 只有天知道。Bir baba dokuz evlâdı besler, dokuz evlât bir babayı beslemez. 一个父亲能养九个孩子, 九个孩子养不了一个父亲。Bir ben (bilirim) , bir Allah bilir. (痛苦、忧愁等)天知地知, 还有我知; 只有天知道: Okulu bitirmesine kadar çektiğim sıkıntıları bir Allah bilir bir de ben bilirim. 直到他毕业, 我所受的苦只有天知地知, 还有我知。Üç aydan üç aya maaş alıyoruz. Üç ayın sonunu nasıl bulduğumuzu bir biz biliriz, bir de Allah bilir. 我们3个月领一次工资, 能否用到3个月, 那只有天知道了。Bir buldu iki ister, akçe buldu çıkın ister. 得寸进尺; 贪得无厌; 得陇望蜀。Bir çiçekle bahar (或 yaz) olmaz. 1) 一花独放不是春。 2) 好色之徒淫欲难填。Bir çöplükte iki horuz ötmez. 一山不容二虎。Bir dakika! 请稍候!等一等!Bir değil beş değil Hakka yarar iş değil. 怙恶不悛。Bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış. 一个傻子往井里扔一块石头, 40个聪明人也捞不上来。Bir dirhem et bin ayıp örter. 一胖遮百丑。Bir dostluk kaldı. (小贩叫卖用语)快卖完啦; 只剩一点儿了: Hey! Karpuza gel karpuza! Gidiyorum ha! Haydi bir dostluk kaldı! 快来买西瓜喽!就要收摊啦!就剩下一个西瓜喽!Selâmün aleyküm al bir konyak. Bir dostluk kaldı. 您好!来一瓶法国白兰地好吗?就剩下这一瓶了!Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar. 众人拾柴火焰高; 孤掌难鸣; 一个好汉三个帮; 人多力量大。Bir elin nesi var, iki elin sesi var. 众人拾柴火焰高; 孤掌难鸣; 一个好汉三个帮; 人多力量大。Bir (或 sağ) elin verdiğini öbür (或 sol) elin duymasın. 助人莫声张。Bir fıncan kahvenin kırk yıl hatırı vardır. 滴水之恩, 永世难忘。Bir günlük beylik beyliktir. 一日为侯也是侯。Bir karış boyun mu uzadı? 对你又有什么好处?Bir koltuğa iki karpuz sığmaz. 一心不可二用。Bir kuş sütü eksik. 一应俱全, 应有尽有, 成事俱备。Bir koyundan iki post çıkmaz. 一只羊剥不出两张皮。Bir lokma durmaz. 他一分钟也坐不住。Bir mum al da derdine yan. 1) 各人自扫门前雪, 休管他人瓦上霜。 2) 事已至此, 哭也无益。Bir müşteri için dükkân açılmaz. 不做亏本生意。Bir ocakta bir dikme. 万顷地, 一棵苗。Bir saniye! 请稍候!等一下!Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, (üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge.) 天网恢恢, 疏而不漏; 有再一再二, 没有再三再四; 躲得了初一躲不过十五: Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge. Sahi bir gün yakayı ele vereceğim. 躲得了初一躲不过十五, 真的, 总有一天我要被抓住。Bir söyle bin dinle (或 işit) . 少说多听, 言多必失。Bir şey değil. 不要紧!不客气!没关系!不算什么!Bir tutam ot deveye hendek atlatır. 有钱能使鬼推磨。Bir vuruşla ağaç devrilmez. 不能一口吃个胖子; 不能一蹴而就。Bir yerine bin versin Allah!愿真主给予他千百倍的回报!Bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar (或 takar) ardına. 施小惠而图厚报。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • bir — burum: (Ağdam, Bakı, Bərdə, Qazax, Şuşa, Tərtər) bir dəfə, bir qədər, bir az (“qaynamaq” feli ilə işlənir). – Qoy bir burum qaynasın, sora götü (Ağdam); – Bir burum qaynıyannan sora götürüf onu süzürsən (Şuşa) ◊ Bir çala (Qazax) – bir az, bir… …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • bir — bir̃ (birr) interj. 1. pu, žir (kartojant nusakomas byrėjimas, riedėjimas): Bir̃ bir̃ bir̃ ir nubyrėjo visi obuoliai Kb. Bir̃ bir̃ bir̃ išbirėjo žirniai iš saujos Š. Bir bir nuo skardžio riedėjau, medeliai, girdi, riedant trakšt trakšt lūžo… …   Dictionary of the Lithuanian Language

  • bir — bir·gus; bir·ken·head; bir·ke·nia; bir·lie·man; bir·ma; bir·ming·ham; bir·ne; bir·nirk; bir·rus; bir·sle; ka·bir·pan·thi; sa·bir; si·bir·ic; gam·bir; …   English syllables

  • bir — BIR, biruri, s.n. 1. Impozitul principal perceput în statele feudale româneşti de la ţărani şi meşteşugari; p. gener. (pop.) impozit. ♢ expr. A da bir cu fugiţii = a dispărea, a fugi (în mod laş) dintr un loc. 2. (înv.) Tribut. – Din magh. bér.… …   Dicționar Român

  • BIR — or Bir may refer to: * Bīr, Maharashtra, India * Bir (Mezarkabul album) * Bir (Hepsi album) *Bilhete de Identidade de Residente, the identity card issued to residents of the Chinese SAR of Macau *Brainerd International Raceway *Burma s IOC… …   Wikipedia

  • Bir — Cette page d’homonymie répertorie les différents sujets et articles partageant un même nom. {{{image}}}   Sigles d une seule lettre   Sigles de deux lettres > Sigles de trois lettres …   Wikipédia en Français

  • bir — bir̃ išt. Bir̃ úogos iš krẽpšio …   Bendrinės lietuvių kalbos žodyno antraštynas

  • Bir [1] — Bir (arab.), so v.w. Wasser, Brunnen; daher B. el Ab u. B. el Suez in Unterägypten, B. el Gabab, B. el Tabahei, B. Ghariam u.a. in der Wüste Sahara …   Pierer's Universal-Lexikon

  • Bir [2] — Bir, 1) (B. Adshik, Birtha), Sandschack im Ejalet Rakka (osmanisches Asien); 2) Stadt daran, an einem Kreideberg u. am hier 200 Schritte breiten Frat; hat verfallende Mauern, Landbau u. Handel (mit den hier durchgehenden Karavanen von Haleb u.… …   Pierer's Universal-Lexikon

  • Bir — (arab.), Quelle, Brunnen; findet sich häufig in Zusammensetzungen, namentlich in Namen von Stationen auf den Straßen der arabisch sprechenden Länder Vorderasiens und Nordafrikas …   Meyers Großes Konversations-Lexikon

  • Bir — (Bira), asiat. türk. Stadt, s. Biredschik …   Kleines Konversations-Lexikon

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.